Mezarlıklar, iddialı konuşmalar yapan insanlarla dolu… Tarih, sokak ağzıyla söyleyelim “ Üfüren ” kişileri, içi boş, hiçbir yaptırım gücü ve kudreti olmayan boş sözleri sarf edenleri değil, insana hizmet eden kişileri hatırlar.

Düşünce dünyası tarihte iki ana akıma ayrıldı.

Bazı düşünenler dedi ki; Biz gördüğümüze inanırız, görmediğimize inanmayız…       Materyalizm!

Ruh bu noktada güme gitti! Çünkü göze görünmüyordu!

Bazı düşünenler de dedi ki; Görünenler 5 duyumuz ile sınırlı değil…                              İdealizm!

Bu noktada da madde güme gitti! İdealistler de ruha yöneldi!

Böylece bir tip görüş biçimi, Materyalizm, maddeye yöneldi ve neredeyse ona tapmaya başladı!  Maddeye, bilime inandı ve dünyayı yönetmeye soyundu. Çünkü bilgi kimde ise dünyayı o yönetir…

Diğer tip İdealizm ise, yönetenlerin ve yönetilenlerin anlamını çözmeye yöneldi. 2. Dünya savaşı sonrası insanlık travma geçirip depresyona girip, önce “ Postmodernizm” arkasından “ Absürd” arayışlar  ve   “ Nihilizm ”duvarına toslayınca, idealizm üzerine tekrar düşünülmeye başlandı.

Ancak tuhaf olan şu ki bütün bu tarih boyunca uzun uzun düşünenler, madde ile manayı bir araya getiremediler! Sizin anlayacağınız bir türlü denge bulunamadı.

Hani yayınlanıyor yapılıyor ya “ Güç ve Denge Politikaları ” üzerine, işte sizin de hayatın yorgunlukları yüzünden pek de ilgilenmediğiniz bu tip düşünce ve yayınlar aslında madde ve mana arasındaki gerilimin sonucudur ve mutlaka sonucu size dokunacak ve sizi etkileyecektir…

Güç maddedir, Mana dengedir.

Düşünce dünyasında “ İdea ” diye bir kavram vardır, hepiniz bilirsiniz… Hani  “ Ay tam idealimdeki çocuk ” şeklindeki düşünceye temel olan kavram…

Kabaca da olsa “ İdea ” denilince kastedilen şey “ İdea ” denilen kavramın arkasındaki niyettir.

O zaman “ Bir konuşursam yer yerinden oynar ” diyen aklın bu cümleyi sarf etmesine sebep olan düşüncesinin arkasındaki niyet nedir?

Televizyonlar her gün kendini “ Üstat, Stratejist, Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent, Gazeteci, Araştırmacı, Araştırmacı Gazeteci, Magazinci, Sanatçı, Artist, Solist, Korist, Şarkıcı, Türkücü, Şantöz, Moderatör, Küratör, Diyetisyen vs” gibi yüzlerce sıfatla tanımlayan ve süsleyen kişilerle dolu…Bu kişiler yıllardır ve her akşam konuşuyorlar!

İnsanlığa yeni bir ekonomi modeli sunmasını beklediğimiz akademisyen ekonomist, bunu yapmak yerine, karısının kredi kartı borcunu ödeyebilmek için, televizyona çıkıp küresel sermayenin para hareketi hakkında üfürüyor! Bize paramızı nasıl yöneteceğimizi yüksek bir kibirle söylüyor ama daha karısının kredi kartını ödeyemiyor? Tüketim ideolojisi adamı tüketmiş haberi bile yok!

Baba, sen hayatında milyar dolarlara hükmettin mi? Yani sen hiç Bill Gates oldu mu? Bir yatırım riski aldın mı? Küresel kriz sırasında milyarlarca doların borsa da battı mı?Paranı doğru yönetebilmek için hiç hükümetlerle ya da uluslararası güç, sermaye, ya da çıkar grupları ile karşı karşıya geldin mi? Dünya politikalarının nasıl üretildiği ve yürüdüğü hakkında bir bilgiye sahip misin?

Yok!

E sen karının kredi kartını ödeyemezken, neden televizyona çıkıp bize paranın yönetimi konusunda vaaz verip, boş boş konuşuyorsun?

Niyet ne abi?

İhtimal ki bu kişiler kendilerine yakıştırdıkları ve bununla kibirlendikleri belli olan tüm bu sıfatlara rağmen kendilerini anlatma becerisine hiç sahip değiller!

Diğer bir ihtimal, bu kişilerin tüm becerilerine rağmen, kendisine söz anlatılan toplum, anlatılanları hiç anlamıyor!

Ve diğer bir ihtimal daha var ki bu ihtimal gerçekten de tuhaf; Toplum bütün söylenilenleri çok net anlıyor ama nedense hiç iplemiyor ve dinlemiyor!

Eğer akademik akıl sahiplerinin sözleri toplum tarafından anlaşılsaydı,toplumsal sorunlar düzelir, mahkemeler anlaşmazlıklarla dolu dosya yükü ile dolu olmaz, yargı hızlanır ve toplum huzurlu olurdu. Ancak gazetelerin üçüncü sayfa haberleri durumun böyle olmadığını bize çok net gösteriyor!

Anti-depresan ” kullanımı toplumda ne düzeyde bilgi sahibi misiniz? Yani olaylara göz yummak zorunda kalan, gücü yetmeyen ve mücadele edemeyen ve gerçeklerden kaçan kitlenin kendisini uyuşturmaktan başka bir çareye sığınamadığının farkında mısınız?

Daha basit bir dille soralım; 30 sene evvelki anti-depresan kullanımı ile şu anki anti-depresan kullanımı arasındaki artış yüzde kaçtır?

İyi ama hiçbir şey çözülmüyorsa, o zaman televizyonlardaki konuşmaların anlamı ne?

Peki ya bu sözleri dinleyen toplumun niyeti nedir?

Biliyorsunuz, toplumun ortak şuuruna “Toplum tîni” yani “ Toplumun ruhu ”denilir ki bunun fiziki yansıması da “Anayasa” olarak ortaya çıkar.

Sanatçının fikri,yani onun niyeti, nasıleserinde kendini gösterir, ifşâ ederse, toplumun düşünce biçimi de onun davranış biçimi olan anayasasında ortaya çıkar…

Şimdi bu bütün toplum önünde konuşanların düşünceleri ve o düşünceleri yöneten arkadaki niyet ne ola ki acaba, biz bunu nasıl anlayacağız ve doğru karar vereceğiz?

İki anayasa profesörü televizyona çıkıp, bir kavram konusunda tartışırlarken, biz en az onların aldıkları eğitim kadar bilgi sahibi değilsek, onların sözü üzerinde nasıl doğruya varacağız?

Eğer bu imkânsız ise, yani toplumdaki her kişi, bir anayasa profesörü kadar ilim sahibi değilse, konu üzerinde uzman değilse, o zaman onların toplum önünde hem de anlaşılmaz bir dille uzun uzun yapılan konuşmaların sebebi ne? Yani toplum uzmanların konuştuğunu anlamıyorsa, uzmanlar kime konuşuyorlar?

Çünkü iki anayasa profesörünün toplum önündeki konuşması şu şekilde zuhur ediyor;

1. Anayasa profesörü “ Efendim, konuya esastan gireceğiz

2. Anayasa profesörü “ Efendim konuya usûlden gireceğiz

Şimdi ben bu yeni dil uygulamaları sebebiyle, harfler üzerindeki şapkaların kaldırılması konusuna girer ve “ Usûl ” kelimesini oluşturan [ U ] harfi üzerindeki şapkayı kaldırırsak başımıza neler gelir ile ilgili konuya hiç girmiyorum…

Bu aşamada ilk sorun şudur; Konuya esastan mı usûlden mi girilecek?

Ve Halk nereden gireceğini nereden ve nasıl bilecek?

Başka bir alana geçelim;

Canan Karatay başka bir şey söylüyor, karşıtları başka bir şey söylüyor; Peki biz nasıl besleneceğiz ve bunun doğru olduğuna nasıl kanaat getireceğiz?

Kolestrol ilacı alırsak mı iyi almasak mı iyi?

Ya ilâhiyatçılar?

Onlar kendi aralarında mutabıklar mı?

Dinimizin özü nedir?

İki tane ilahiyatçı dinlersen tamamen farklı şeylerin arasında kalacağın kesin?

Bu genel durum diğer sektörler ya da futbol yorumcularında farklı mı?

Yahu bir ofsayt ve penaltı konusunda bile anlaşamıyoruz be?

Hiçbir konu üzerinde ortak bir “ Konsensus ” yok!

Biz bunların âlimi değiliz, bunlar konusunda nasıl karar vereceğiz?

Hukuk, Siyaset, Ekonomi, Sağlık gibi ana konularda eğer konunun uzmanı değilsek ki asla değiliz, konu hakkında doğru olana nasıl karar vereceğiz?

Bir de “ Gerçek ” ya da “ Hakikat ” dediğimiz konu var ki onun kuralları da kişilerin egolarına dayalı arzu ve istekleri gibi çalışmaz!

Su 1 atmosfer basıncında, normal şartlarda, 100 derecede kaynar

Yani“ Valla ben öyle düşünmüyorum, zevkler ve renkler tartışılmaz ” şeklinde düşünüp, dünyanın da böyle döndüğünü, işlerin böyle “ Sana göre- Bana göre ” şeklinde işlediğini düşünen akıl, sorumluluktan hep kaçar. Bu akıl tipine göre suçlu hep başkasıdır, kendisi ise harikadır fakat asla hiçbir sorumluluk almaz. Hep şikâyetçidir, hiçbir şey beğenmez [ NİHİLİST ] ama beğenmediklerinin yerine ne koyacağı konusunda hiçbir fikri ve üretimi yoktur [ ABSÜRD ] fakat bir o kadar da iddialıdır ve deli gibi kendisinin dinlenilmesini ve herkesin ona uymasını bekler [ POSTMODERN ]

İster ekonomik, ister siyasi ve ister toplumsal anlamda olsun, bütün söylem ve onun arkasındaki niyetlerin muhakkak ki bir de sonucu olacak!

Zerre kadar hayır işleyen de, şer işleyende karşılığını görecek ” Kur’an-ı Kerîm.

Ne ekersen, onu biçersin ” Atasözü…

Seç beğen al!

Aynen böyle; Ağacı kestin mi sel seni bulacak!

Havaya kimyasal karıştırdın mı iklim değişecek! Kazak satan adam, Küresel ısınma sebebiyle kazak satamayacak, o zaman ne iş yapacak? Zaten mühendis olsaydı kazak satmazdı? E kazak da satamazsa ekonomik sorununu nasıl çözecek?

Türkçesi, sen ister ilgilen ister ilgilenme!

Sonuçlar sana yansır, dokunur, canını acıtır! SONUCA MÂRUZ KALIRSIN!

Mâruz kalırsın ”  cümlesi, sanki bu senin tercihin, sen tercih ettin de böyle oldu gibi görünebilir sana! Senin başka hiç bir tercih hakkın yok, sen karar vermedin, başkası seni mâruz bıraktı. Senin bu noktada irâden devre dışı… Tecavüz gibi düşün yani! Senin hiç istemediğin bir şey sana zorla yaptırılıyor!

Doğru yol nedir?

Biz doğru yolu nasıl bulacağız?

Ben düşünmek istiyorum…

Araştırmak, incelemek ve düşünmek…

Kendi hür aklımla, hür vicdanımla, hür fikrimle düşünmek, incelemek ve araştırmak istiyorum.

Bu benim sorumluluğum… Özgürlüğe böyle varılacak… Özgürlüğe giden yol sorumluluk almaktan geçiyor…

Bana söylenenler üzerine düşünmek istiyorum;

Bana ne söylediler?

Bu söyledikleri ile ne demek istediler?

Ve bu söylemlerinin arkasındaki niyet ne idi?

Ve nihayetinde bu söylemler, söyleyenlerin fiilleri ile uyum gösterdi mi?

Çünkü insanı özü ile sözü bir olmalı!

Atatürk “ Türk milleti zekidir ”                                                                                                   [1]

Aziz Nesin “ Türklerin % 60 aptaldır ”                                                                                      [2]

Hülya Avşar “ Akademisyenler eşektir ”                                                                                      [3]

Haluk Bilginer “ Türkiye Zeki Müren’dir ”                                                                                  [4]

Zeki Müren “ Beni sizler yarattınız ”                                                                                       [5]

Uğur Yücel “ Gişe filmleri ortalama zekânın altında ”                                               [6]

Aysun Kayacı “ Benim oyum çobanın oyu ile bir mi? ”                                                      [7]

Fazıl Say “ Post modern liboş yavşaklar ”                                                                               [8]

Orhan Gencebay “ Fazıl Say bir hiçtir ”                                                                                   [9]

1              https://www.youtube.com/watch?v=eQ9pVUraW3M

2              http://www.gazetevatan.com/aziz-nesin-o-sozu-ne-zaman-ve-nasil-soyledi--410566-gundem/

3              https://www.gecce.com.tr/haber-once-esek-dedi-sonra-tebrik-etti

4              http://www.milliyet.com.tr/-turkiye-zeki-muren-dir--magazin-1450720/

5              https://books.google.com.tr/books?       

6              http://www.trendus.com/ugur-yucel-turkiyede-gise-filmleri-ortalamanin-altinda-zekaya-hitap-ediyor-12671

7              http://www.hurriyet.com.tr/dagdaki-cobanla-benim-oyum-esit-olamaz-8565854

8              http://www.gazeteciler.com/haber/gerekten-fazl-sayn-asl-derdi-ne/198726

9              http://www.haberturk.com/magazin/herkes-bunu-konusuyor/haber/677284-gencebaydan-fazil-saya-agir-cevap

           

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güzeliseverim Bende 2018-02-21 13:12:50

Yazıyı çok güzel buldum. NET !!