Hasan Uysal. Her şeyden önce bir insanın en iyi haliydi. Dürüstlüğü, yiğitliği, inandığı değerleri ve onu sonuna kadar savunması, sorgulayıcı yönü, esprisi, ezilenlerden, yoksulluktan yana tavır alması, çelişkilere meydan okuması, özverisi, bireysel hak ve özgürlüklere olan inancı, eğlenmesi, bilgeliği hep örnekti. Hasan Uysal, hayatı hep farklı algıladı, hep farklı yaşadı.

Ama Hasan Uysal, çok iyi bir gazeteciydi de... Eğer o kalemini herhangi biri için oynatsaydı, o en baba ‘ ana akım’ medya organlarında Genel Yayın Yönetmeni olması işten bile değildi. O hep muhabir olmayı, gerçek bir gazeteci gibi yaşamayı seçti. Hasan Uysal’ın gazeteciliği, “Ben gazeteciyim” diye bir söze sığdırılan gazetecilik değildi. O hayata baktığı gibi gazeteciliğe de hep “Ters Köşe” den baktı. Kimsenin yapamadığını yaptı, kimseye eyvallahı olmadı. Tabi şimdi ne gazetecilik ne de gerçek gazeteciler ortalıkta olmadığı için ‘Hasan Uysal Gazeteciliği’nin ne demek olduğunun anlaşılmasının ne kadar güç olduğunu da farkındayım. Çünkü ‘Gazeteciliğin nasıl yapıldığını Hasan Uysal’ın nasıl gazetecilik yaptığına bakıp da öğrenmek gerekir ’ desem, bunu algılayacak gazetecilerin olduğunu da sanmıyorum, artık.

Hasan Uysal, 12 Eylül döneminde bile darbeci Kenan Evren’i bile o müthiş mizahi zekasıyla yaptığı haberleriyle tiye aldı. O, o dönemde “Nasıl Örgüt Olunur?” diye devletin insanları nasıl örgüt üyesi olarak tutuklanmalarıyla ilgili yaptığı haberlerle adaletsizliği hukuksuzluğu kanıtlayan birisiydi.  O, en başta Süleyman Demirel, Turgut Özal vs olmak üzere siyasi liderleri en çok terleten gazeteciydi. O, izlenimleriyle sorularıyla Başbakan Yıldırım Akbulut’a dair fıkraları kitaplaşmasına yol açan gazeteciydi. Yolsuzlukları yazan gazeteciydi. Mecliste danışmanlık yaptığı sırada hazırladığı basın bültenleriyle ‘Hasan Uysal Vakası’ diye hakkında manşet atılan gazeteciydi.

Hasan Uysal’la 1980 yılından itibaren başlayan sıcak dostluğumuzu bugüne dek bir gün dahi gölge düşürmeden sürdürmüştük. Mülkiyelilerde gece yarılarını geçen sohbetler, haber kovalamacaları, haber gezilerinde yaptıkları muzırlıklar hâlâ çok canlı hatıralarımda. Tavlada yenilse de “Ben Asla yenilmem” diyerek yenildiğini hatırlamayan dostumdu.  Ölümü de tiye almıştı. Hastaneden çıkıp da bildiğini okuduğunu görünce, “Ne var bir daha giderim” diyecek kadar sağlığıyla dalga geçiyordu. Özellikle son günlerde sanki bu ülkede yaşamanın anlamı yokmuş gibi davranıyordu. Olup bitenlere ve özellikle yazılmayanlara çok içerliyordu.

Aslında benim Hasan Uysal’ın ölümüyle ilgili söylemek istediğim başka bir şey var. Eminim, kendisi de olsa aynı şeyi yazardı. Ben, Hasan’ın ölümünden sonra iki kez üzüldüm.

Birincisi şu: Tamam hayatı ve sağlığını tiye alıyordu ama ölümü ona konduramadım. Bu Mayıs Ayı’nda yanına gidecektim. Hasan’ın bu ani gidişi beni çok sarstı. Hasan benim, meslektaşımdı, dostumdu, sırdaşımdı, çok yakınımdı. Her insan bir dostunu yitirdiğinde kendi ölümüne de ağlarmış. Ben bunu ilk kez Hasan’ın ölümünde hissettim.

İkincisi, beni asıl yıkan Hasan’ın ölümüyle gazeteciliğin de öldüğüne tanıklık etmem. Hasan’ın gazeteci ve diğer arkadaşlarının çoğu Ankara’da yaşıyor. Ama üyesi bulunduğu hiçbir gazeteci örgütünün bir organizasyon yapıp da Ayvalık’a  cenazeye gitme gibi duyuru yapmaması büyük şansızlık. Demek ki böyle ölüyor onurlu gazeteciler. Demek ki yaşamında olduğu gibi ölümünde de böyle gazeteciler yalnız kalıyor. Demek ki gazetecilik ölmüş, insanlık ölmüş. Eeee ölmüşse insanlık ve gazetecilik biz artık niye yaşıyoruz ki…

Hasan, seni hiç unutmayacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zafer Diper 2018-03-14 21:46:31

Sevgiler, saygılar, güzelim yazınız için...

Avatar
Esma Alkan 2018-03-16 09:51:39

Merhaba! İçtenlikle yazmış olduğunuz yazınızı, yalnızlığınızı, hüznü okudum az önce. Üzülmeyin... İçinde bir dilim ekşi elma olan bir duble rakı için, Hasan'a gitsin! Cebinde her daim insanı gülemsetebilecek anıları bulunan, herkesle barışık, muzip, insan gibi insan Hasan'a...... Bu onu çok mutlu eder. Sevgiler.......