ÇERKESLERDEN DİL VE KÜLTÜRÜMÜZ YOK OLMASIN ÇAĞRISI

Türkiye'de yaşayan Çerkesler, Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Çerkeslerin yaşadığı şehirlerin yerel yönetimlerinde kimlik ve dillerinin korunmasına yönelik politika ve stratejileri geliştirecek birimlerin kurulmasını veya mevcut birimlere yasal çerçevesi belirgin görevlendirmeler yapılmasını talep etti. Çerkesler, Taleplerinin ülke bütünlüğüne, anayasal ve demokratik düzene bir tehdit olarak algılanmamasını tam tersi, toplumsal barış ve huzura katkı vermeye çalıştıklarını belirterek, yapıcı diyaloga açık olduklarını bildirdiler.

ÇERKESLERDEN DİL VE KÜLTÜRÜMÜZ YOK OLMASIN ÇAĞRISI

Türkiye'de yaşayan Çerkesler, Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Çerkeslerin yaşadığı şehirlerin yerel yönetimlerinde kimlik ve dillerinin korunmasına yönelik politika ve stratejileri geliştirecek birimlerin kurulmasını veya mevcut birimlere yasal çerçevesi belirgin görevlendirmeler yapılmasını talep etti. Çerkesler, Taleplerinin ülke bütünlüğüne, anayasal ve demokratik düzene bir tehdit olarak algılanmamasını tam tersi, toplumsal barış ve huzura katkı vermeye çalıştıklarını belirterek, yapıcı diyaloga açık olduklarını bildirdiler.

11 Mart 2018 Pazar 13:16
ÇERKESLERDEN DİL VE KÜLTÜRÜMÜZ YOK OLMASIN ÇAĞRISI

Cengiz Aldemir

14 Mart Çerkeslerin Dil Günü etkinlikleri çerçevesinde yüzlerce Adige ( Çerkes) bir araya geldi. Kafkas Dernekleri Federasyonu ve federasyonun bileşenleri arasında yer alan İstanbul Kafkas Kültür Derneği Adige ( Çerkes) Dil Günü etkinlikleri kapsamında konuşan Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin yok olmakta olan dil ve kültürlerinin korunması için devletin kültür ve eğitim politika ve strateji birimleri kurulmasını istedi. 
14 MART ÇERKES DİLİ  GÜNÜ 
Çerkeslerin sorunları ve taleplerini sıralayan KAFED Başkanı Yaşar Aslankaya şöyle konuştu: " Modern dönemde Adıge dilinde yazılmış ilk kitap 14 Mart 1853 yılında Bırsey Wumar tarafından yayınlanmıştır. Bugün Rusya Federasyonu içerisinde yer alan Anavatan'ımızdaki cumhuriyetlerimizden Adıgey Cumhuriyeti 2000 yılında, bu anlamlı günün anısına, 14 Mart tarihinin Adıge (Çerkes) Dili Günü olarak kutlanmasına karar vermiştir. Gerek anavatanımızda gerekse yüzlerce yıl süren Rus-Kafkas savaşları sonrası tarihin en büyük etnik temizliklerinden biri ile soykırım ve sürgüne uğratılarak dünyanın çeşitli ülkelerine dağıtılan diasporamızda 14 Mart Adige (Çerkes) Dil Günü ve bugünü içeren haftada dilimizin korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere taşınması amacı ile çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Biz de dünyada en fazla Çerkes'in yaşadığı Türkiye'de, Çerkeslerin ve akraba Kafkas halklarının en büyük ve köklü sivil toplum kuruluşu olan Kafkas Dernekleri Federasyonu ve 31 şehirdeki 53 bileşen Derneğimiz ile her yıl 14 Mart Adige Dil Günü'nde çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Etkinliklerimizde sadece Çerkesleri değil dost ve komşumuz olan tüm vatandaşlarımızı, ülke kamuoyunu ve dünya kamuoyunu sorunlarımız ve demokratik çözüm taleplerimiz konusunda bilgilendiriyoruz. Bu basın açıklamamız da bu etkinliklerin bir parçasıdır.
"FEDERASYONUMUZ 2018 YILINI ANADİLİ YILI İLAN ETMİŞTİR"
Ayrıca Federasyonumuz, AB reform süreçleri ile kısmen değişen yıllarca uygulanan inkar ve asimilasyon politikalarının yanı sıra kentleşme ve küreselleşmenin de etkisi ile hızlanan Anadilimize dönük erozyona karşı bilinç geliştirmek amacı ile 2018 Yılını Anadili Yılı ilan etmiştir. Bu kapsamda bu yılın Adige Dil Günü etkinlikleri ayrı öneme sahiptir.
"TÜRKİYE'DE 18 DİL YOK OLMA TEHDİDİ ALTINDA"
Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan raporlara göre, bugün Türkiye'de 18 adet dil yok olma ile ilgili büyük tehdit altında ve yaşam mücadelesi veriyor. Maalesef, Adıgece ve Abazaca da bu listede yer alıyor. Dillerimiz arasında yer alan Ubıhçayı kaybetmenin acısını henüz unutamayan biz Çerkesler için bu durum tarif edilemez bir üzüntü kaynağıdır. Her halkın kendi kimliğini ve kültürünü anadili ile sonraki kuşaklara ve geleceğe aktarması en doğal, doğuştan gelen insan hakları arasındadır. 
"HUZURLU TOPLUMSAL DÜZEN, ÇOĞULÇULUK KORUNURSA OLUR"
Gerek Anayasamızın gerek dünya medeniyetinin geldiği noktanın gerektirdiği demokratik, barışçı ve huzurlu bir toplumsal düzen ancak bireylerin tüm kimliklerinin gereğini özgürce yaşadığı ve çoğulculuğun korunduğu bir ortamda söz konusu olabilir. Ekonomi, edebiyat, sanat, uluslararası ilişkiler, teknoloji gibi yaşamın tüm alanlarında gelişme ve hepimizin ortak dileği olan ülkemizin dünyada saygın bir konumda olması da buna bağlıdır.
ÇERKESLER ÜLKENİN EN BÜYÜK İKİNCİ ETNİK AZINLIĞINI OLUŞTURUYOR"
Çerkes etnik kimliği ile ülkemizin en büyük ikinci etnik azınlığını oluşturuyoruz. Demokratik ve anayasal toplum düzenini korumak ve geliştirmek adına nufüsumuzla kıyaslanamayacak ölçüde, her alanda topluma katkı vermeye çalışıyor; vergi, askerlik, kamu hizmetlerine katılım, sivil toplum çalışmaları gibi her türlü vatandaşlık sorumluluğumuzu fazlası ile yerine getiriyoruz. Sorumluluk ve hak demokratik bir toplum düzeninde ayrılmaz ve başat kavramlardır. Dilimizin ve kültürümüzün korunması konusunda kamu politikaları geliştirilmesini talep ediyoruz. 
"BUGÜNE KADAR YAŞADIĞIMIZ TOPLUMDAN GÖRDÜĞÜMÜZ DESTEĞE TEŞEKKÜR EDİYORUZ"
Bugüne kadar gerek siyasi ve idari devlet yetkililerinden gerek içinde yaşadığımız toplumdan gördüğümüz desteğe teşekkür ediyoruz. Ancak, demokratik ülkelerde devletin görevi izin vermek ile sınırlı değildir, ülkedeki her türlü kültürel değeri korumak için kamu politikaları da geliştirmek zorundadır. Dil ve kültürün sadece sivil toplum kuruluşları tarafından korunması mümkün değildir" diye konuştu.


ÇERKESLERİN TALEPLERİ 
Çerkeslerin taleplerini 8 ana başlık altında sıralayan Başkan Aslankaya, "
- Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Çerkeslerin yaşadığı şehirlerin yerel yönetimlerinde kimlik ve dilimizin korunmasına yönelik politika ve stratejileri geliştirecek birimlerin kurulmasını veya mevcut birimlere yasal çerçevesi belirgin görevlendirmeler yapılmasını;
-  Sivil toplum kuruluşlarımıza yönelik mevcut olumlu yaklaşımın daha güçlenerek devam etmesini;
- Demokratik, barışçı ve huzurlu bir toplumsal düzen içinde birlikte  yaşamamizı dinamitleyen nefret söylemlerinin engellenmesine dönük politikaların geliştirilmesini;
- Anadilimizin korunması konusunda ilgili kamu kurumlarının stratejik planlarında bölümlere yer verilmesini ve bunlar için bütçe kanunlarına gerekli ödeneklerin eklenmesini
- Kamusal yayıncılık sorumluluğu çerçevesinde Çerkesce TV kanalı açılmasını;
- Üniversitelerin Çerkesce bölümlerinden mezun olanların ortaöğretim kurumlarında ve Halk Eğitim Merkezlerinde istihdamının sağlanmasını;
- Dil ve kültürümüzü koruyabilmemizde anahtar rolde olan anavatanımız ile ilişkilerin geliştirilmesini;
- En önemlisi de Taleplerimizin ülke bütünlüğüne, anayasal demokratik düzene tehdit olarak algılanmamasını; bilakis toplumsal barış ve huzura katkı vermeye çalıştığımızın herkes ve her kesim tarafından anlaşılmasını, bunun için her türlü yapıcı diyaloga açık olduğumuzun bilinmesini talep ediyoruz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.