AHMET SEVER'DEN YENİ KİTAP: 'GÜLENCİ DİYE DAMGALARIZ DİYEN AKP'Lİ KİM?'

Ahmet Sever'den ikinci kitap: Gül ve Davutoğlu için 'Gülenci' diye damgalayıp hapse atarız' diyen AKP'li kim?

AHMET SEVER'DEN YENİ KİTAP: 'GÜLENCİ DİYE DAMGALARIZ DİYEN AKP'Lİ KİM?'

Ahmet Sever'den ikinci kitap: Gül ve Davutoğlu için 'Gülenci' diye damgalayıp hapse atarız' diyen AKP'li kim?

18 Mayıs 2018 Cuma 09:12
AHMET SEVER'DEN YENİ KİTAP: 'GÜLENCİ DİYE DAMGALARIZ DİYEN AKP'Lİ KİM?'

Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde, yaklaşık 12 yıl boyunca Abdullah Gül'e medya ve iletişim konularında başdanışmanlık yapan gazeteci Ahmet Sever'in ikinci kitabı, ‘İçimde Kalmasın’ adı ve ‘Tanıklığımdır’ alt başlığıyla yayımlandı. 'Abdullah Gül ile 12 Yıl' başlıklı ilk kitabı yoğun ilgi gören ve yaklaşık 100 bin satan Sever, 'İçimde Kalmasın'da ilk kitabını hedef alan iddiaları yanıtladı, yeni bilgi ve tanıklıklarını paylaştı. 

T24'ten Gonca Tokyol'un haberine göre; Ahmet Sever, "Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu ya da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bir kenara itilen eski AKP ağır toplarının rakip bir parti kurmak için tek bir hamle yapmaları durumunda 'Gülenci' olarak damgalanıp hapse atılacaklarını” iddia eden ismin, AKP İstanbul Milletvekili, MKYK üyesi ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop olduğunu yazdı.

Gül: O gün adaylığımı açıklamasaymışım bugün cumhurbaşkanı ben olmayacakmışım

Destek Yayınları'ndan çıkan kitabında Sever, 27 Nisan e-muhtırasından sonra yapılan erken seçimin ardından, 11. Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar Gül ve Erdoğan arasında gelişen süreci de aktardı. AKP kamuoyu ve medyasında, ‘eşinin başörtülü olması nedeniyle darbe olabileceği’ gerekçe gösterilerek adaylıktan çekilmesi yönünde 'dönemin Başbakanı Erdoğan’ın görüşü' olduğu belirtilerek yapılan yorumlardan rahatsız olan Gül’ün, kendi önerisi üzerine basın toplantısı düzenleyerek ’adaylığını açıkladığını’ kaydeden Sever, 11. Cumhurbaşkanı’nın daha sonra “O gün o basın toplantısını yapıp adaylığımı açıklamasaymışım bugün cumhurbaşkanı ben olmayacakmışım” dediğini de aktardı.

Erdoğan: Cumhurbaşkanlığına adaylığında bana emrivaki yaptı, yine yapabilir

2012 yılında Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda yapılan değişikliklere, TBMM Alt Komisyonu’nda ‘daha önce görev yapan cumhurbaşkanlarının yeniden aday olamayacağı’na dair geçici maddenin eklenmesinin de dönemin Başbakanı Erdoğan’ın talimatıyla gerçekleştiğini kaydeden Sever, kitabında “Erdoğan’a çok yakın ama aynı zamanda Gül ile de iyi ilişkileri olan güvendiğim bir gazeteci; Erdoğan’a bir görüşmesinde açıkça, ‘Neden Sayın Gül’e böyle bir yasak koyma ihtiyacı duydunuz?’ diye sormuş. ‘Son anda çıkıp adaylığını koyabilir. O yüzden koydurdum yasağı’ cevabını vermiş. Bunun gerekçesini de şöyle izah etmiş: 2007 yılında cumhurbaşkanlığına adaylığında bana emrivaki yaptı ve benim onayımı almadan bir basın toplantısı ile açıkladı. Aynı şeyi tekrar yapabilir” diye yazdı.

Fethullah Gülen görüşmesi: Davutoğlu doğru söylemiyor?

Kapalı Kapılar Ardındaki Siyasi Sırlar, İçimde Kalmasın, Tanıklığımdır

Kitapta, perde arkası aktarılan olaylardan biri de, Ahmet Davutoğlu'nun, Dışişleri Bakanı'yken, Eylül 2013'te Fethullah Gülen ile yaptığı görüşmenin nasıl gerçekleştiği oldu. Davutoğlu'nun "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e bilgi vererek New York'tan geçtiği Pensilvanya'da Fethullah Gülen ile görüştüğü" açıklamasını reddeden Sever, bu konuda hem Gül'ün hem de Davutoğlu'nun Dışişleri bakanlıkları döneminde danışmanlıklarını yapan Büyükelçi Gürcan Balık'ın doğrudan tanıklığını okuyucularla paylaştı. Kitaptaki aktarıma göre Balık, “Maalesef Sayın Ahmet Davutoğlu doğruyu söylemiyor” ifadeleriyle Davutoğlu'nun dönemin Cumhurbaşkanı Gül'e bilgi vermediğini söyledi. 

Sever’in, bir önceki kitabında olduğu gibi çoklukla 11. Cumhurbaşkanı Gül’ü ve çevresinde yaşananları odağına alan, AKP yönetimi ve ona yakın isimlere dair tanıklıklarına yer verdiği, aynı zamanda iddia ve eleştirileri yanıtladığı kitabının bazı bölümleri şöyle: 

'Gülenci olarak damgalanıp hapse atlırlar'

İngiliz Financial Times gazetesinin dış politika editörü Daved Gardner 2017 Nisan’ında yapılan referandum kampanyasını izlemek üzere Türkiye’deydi. Ankara ve İstanbul’da bir hafta boyunca “nabız” tuttuktan sonra Londra’ya döndü ve gazetesinde 12 Nisan’da uzun bir yazı yayımladı. Makalede, “Bu gerçek olamaz. Bu kadarı da mümkün değil” dedirten bir bölüm vardı ve aynen şöyle yazıyordu: “Hükümetin kampanya stratejistlerinden birine, Gül ve Davutoğlu veya Erdoğan tarafından kenara itilen eski AKP ağır toplarının rakip bir parti kurması halinde ne olacağını sorduğumda, gözünü kırpmadan yanıt verdi: Tek bir hamle bile yaparlarsa, Gülenci olarak damgalanır ve hapse atılırlar."

(...)

Bunu kimin söylediğini öğrenmem gerekiyordu. Daved Gardner’in çok yakın bir arkadaşı benim de dostumdu. Onun bir bilgisi olduğunu tahmin ettiğimden kendisini aradım, bir kahve içmek üzere buluştuk. Konuyu kendisine açtığımda, “Biliyorum, haberim var” dedi ve anlattı: 

“Daved, Ankara’dan İstanbul’a geldiğinde beni kahvaltıya davet etti. Çok şaşkındı, duyduklarına inanamamıştı. O sözleri söyleyen kişinin AKP’nin önde gelen isimlerinden Mustafa Şentop olduğunu bana ifade etti.

Sever'in ilk kitabı: Abdullah Gül ile 12 yıl

Gül için konan yasak

“2012’de, Gül’ün bir daha seçilemeyeceğine dair yasak konulmasını bizzat Erdoğan istemişti. Oysa Erdoğan o dönemde ve sonrasında kamuoyuna karşı hep “kardeşlik hukuku”ndan söz ediyor ve Gül ile aralarındaki ilişkiye kimsenin fitne ve fesat karıştıramayacağını söylüyordu. 

Ama bu arada “kardeşine” kişiye özel yasa ve yasak çıkarıyordu. Bu olaydan bir süre sonra, Erdoğan’a çok yakın ama aynı zamanda Gül ile de iyi ilişkileri olan güvendiğim bir gazeteci; iznini almadığım için ismini veremiyorum bu konuda bana son derece çarpıcı bir bilgi aktarmıştı. İsmi bende saklı bu gazeteci, Erdoğan’a bir görüşmesinde açıkça, “Neden Sayın Gül’e böyle bir yasak koyma ihtiyacı duydunuz?” diye sormuş. “Son anda çıkıp adaylığını koyabilir. O yüzden koydurdum yasağı” cevabını vermiş. Bunun gerekçesini de şöyle izah etmiş: “2007 yılında cumhurbaşkanlığına adaylığında bana emrivaki yaptı ve benim onayımı almadan bir basın toplantısı ile açıkladı. Aynı şeyi tekrar yapabilir.” 

Çok ilginç, bu bağlamda asıl güvensizlik Erdoğan’a karşı Gül’de vardı.

Çekil mesajlarına karşı Gül adaylığını açıklıyor

O dönem kulislere Gül’ün yerine eşinin başı açık olan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün aday gösterileceği, askerlerin de Gönül’e sıcak baktığı bilgisi yayılmaya başlamıştı. Bütün işaretler, Başbakan Erdoğan’ın çıkacak gerginlikten ve muhtemel bir darbe girişiminden çekindiğini, Gül’ü desteklemekten vazgeçtiğini ve başka bir aday arayışına yöneldiğini açıkça gösteriyordu. 

Gül için her geçen gün çember daralıyor, altındaki zemin kayıyordu. Seçim zaferine ve milli iradeye rağmen bu noktaya gelinmesi Gül’ün canını çok sıkmıştı. Ona göre, seçmen türlü oyunlarla tıkanan Çankaya yolunu açmıştı. Vazgeçmesi halinde, aynı seçmen, “Korktun ve çekildin. Yarın yüzüme nasıl bakacaksın?” demeyecek miydi? 

O zor günlerden birinde, kendisine bir öneride bulundum: “Efendim görüyorsunuz sizi adaylıktan vazgeçirmek için her yolu deniyorlar. Her gün daha fazla mesafe alıyorlar. Bu oyunu bozmanın bir tek yolu var. Bir basın toplantısı düzenleyin, tüm kanallar canlı yayındayken adaylığınızı açıklayın; bitsin bu iş.” 

Kısa bir tereddütten sonra kararını verdi. Dışişleri Bakanlığı’nın basın toplantısı salonunda saat 14.00’te adaylığını açıklayacaktı. Makam aracıyla bakanlığın önüne geldiğimizde, Gül durdu ve şunları söyledi: “Başbakan’a basın toplantısı hakkında bilgi vereyim. Kararımı televizyonlardan öğrenmesi ayıp olur.” 

Erdoğan, Gül’ün adaylığını açıklayacağını bilmiyordu.

(...)

Erdoğan’ın, Gül’ün kendisine emrivaki yaptığını söylediği olay bu... 

Halbuki Erdoğan’a kalsa, 2007 yılında Gül kesinlikle cumhurbaşkanı seçilemeyecekti. Seçim sonuçlarına rağmen, Gül’ün adaylığını desteklemekten vazgeçmiş ve başka bir aday arayışına girmişti. 

Zaten, Abdullah Gül de cumhurbaşkanı seçildikten bir süre sonra makamında Büyükelçi Gürcan Türkoğlu ve benim yanımda, “O gün o basın toplantısını yapıp adaylığımı açıklamasaymışım bugün cumhurbaşkanı ben olmayacakmışım” diyecekti.

Gülen buluşması: Maalesef Davutoğlu doğruyu söylemiyor

Davutoğlu-Gülen görüşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantıları vesilesiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün New York’ta bulunduğu sırada gerçekleşmiş. Davutoğlu bu görüşmeyle ilgili sorulara, “Doğrudur. Bu ziyareti, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve o tarihte Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde yaptım” yanıtını vermişti. 

O gün bir konferans için Azerbaycan’da bulunan 11. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’ye dönüşünde havalimanında gazetecilerin bu konuya ilişkin sorularını yanıtlarken, Davutoğlu’nu yalanlamıştı: “Benimle ilgili kısımda yanlışlık var. Ben sonradan öğrendim.” 

Konunun burada kapanması beklenirken, Davutoğlu’ndan gerilimi artıran ve nezaket sınırlarını aşan bir açıklama daha gelmişti: “Hafızalar yanılıyor tabii... Sayın Gül’e saygım sonsuz ama benim zihnim berrak. Böyle bir görüşmeye gideceğimi önceden kendisine söyledim. Tabii, aradan süre geçti, hafıza yanıltıcı olabilir.” 

Gözlerin çevrildiği Gül ise cevabını Fehmi Koru’nun köşe yazısı üzerinden vermişti: “Benim de zihnim berrak. Ayrıca konu hakkında önceden haberdar edilmediğim için, öğrendiğimde duyduğum ve etrafımla da paylaştığım rahatsızlık yüzünden de unutmam mümkün değil.” 

(…) 

Bu olayın en önemli ve belki de Cumhurbaşkanı’nın heyetindeki tek tanığı Büyükelçi Gürcan Balık’tı. Balık, Dışişleri Bakanlığı döneminde Davutoğlu’nun özel danışmanı olarak görev yapmış ve hep en yakınında bulunmuş isimlerden biriydi. Paris’te UNESCO nezdindeki Büyükelçilik görevinden erken dönmüş ve Davutoğlu’nun ısrarlı ricaları neticesinde Gül’ün Dışişleri Başdanışmanı olmuştu. 

Bu karşılıklı yalanlamalardan bir süre sonra İstanbul’da Taksim’de yolda yürürken tesadüfen Gürcan Balık ile karşılaştık. Bir kahveye oturduk. Sohbet sırasında kendisine 2013 yılının Eylül ayında New York’ta tam olarak neler yaşandığını sordum. 

“Maalesef Sayın Ahmet Davutoğlu doğruyu söylemiyor” diye söze girdi ve devam etti: 

“Sayın Davutoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantıları sürerken, Fethullah Gülen ile görüşmeye gitmek istediğini söyledi. Ben de Sayın Cumhurbaşkanı Gül’ü bilgilendirip izin almasının doğru olacağını söyledim. ‘Benim konuşmama gerek yok. Sen bilgi ver’ karşılığını verdi. Ben ikisinin arasında ve çok zor durumda kaldım. Sayın Cumhurbaşkanı, bu görüşmeden Türkiye’ye döndükten sonra bilgi sahibi oldu.”

Ahmet Sever kimdir?

Ahmet Sever, 1960 yılında Konya’da doğdu. Brüksel Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. 1983-1998 yılları arasında Milliyet gazetesinin Brüksel muhabirliğini yaptı. Mehmet Ali Birand’ın “32. Gün” ekibinde yer aldı. BBC, Köln ve Almanya’nın Sesi radyolarında çalıştı. 1998 yılında Türkiye’ye dönerek Milliyet ve CNN Türk’te haber müdürü olarak görev yaptı. 

2003 yılı Ocak ayından 2014 yılı Ağustos ayına kadar Abdullah Gül’ün basın başdanışmanlığı görevini yürüttü. Görevden ayrıldıktan sonra kaleme aldığı "Abdullah Gül ile 12 Yıl" büyük yankı uyandırdı, kısa sürede 100 bine yakın satış rakamına ulaştı.

Son Güncelleme: 18.05.2018 09:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.