Önceki yıl Ankara’ya, siyasetin havasını koklamak için gitmiş ve şu sıralar uzakta tutulan bir dönem Ak Parti’nin omurgasını oluşturan, özgül ağırlığını hatırlatarak kendisine yönelik eleştirileri savuşturmaya çalışan isimlerle sohbet etmiştim.

Bir dokunup bin ah işitmiştim.

Türkiye’nin gidişatından rahatsız olduğunu gizlemeyen o siyasetçiler görüşlerini ortaya koyacak zemin bulamamaktan şikayetçiydi.

Görevde oldukları zaman adım adım izlenen,  siyasetçiler konuşmak istediklerini, bunu tanıdıkları gazetecilere ilettiklerini ama o gazetecilerin kulaklarının üzerine yattıklarını söylemişlerdi.

Hatta yakın tanıdıkları bazı isimlere bu taleplerini doğrudan iletmişler ama yine sonuç alamamışlardı.

Şaşırarak dinlemiştim o siyasetçileri.

Sonrasında aynı siyasetçilerin üniversitelerdeki konferansları da iptal edildi bir bir, yani sansür alenileşti.

Arada Hürriyet gazetesinden yaprak dökümlerini izledik.

Akif Beki Hürriyet gazetesinden atıldıktan sonra, son dönemde muhafazakar olup Ak Parti’den ayrı düşünenlerin sığınağı Karar gazetesine geçti.

Mehmet Yakup Yılmaz kendisini yollara vurdu, Hürriyet ile değil de siyasetle yollarını ayırdı.

Ahmet Taşgetiren’nin kendi mahallesinden aforoz edilmesini de zincire ekleyebiliriz, Nevşin Mengü’nün kraldan çok kralcıların girişimi ile CNN’den uzaklaştırılmasını da.

Kalemi kırılan son isim bütün bu örneklerden çok farklı.

Ömer Dinçer.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırdaşı, Başbakanlık müsteşarı.

Soınra siyasetin içinde yoldaşı, milletvekili ve bakan olarak.

Şimdilerdeyse biraz uzakta, eski dostlarını uyaran emekli siyasetçi, daha doğrusu öyleydi.

Habertürk gazetesinde haftada bir gün yazıyor, kimi zaman eğitimle ilgili deneyimlerini paylaşıyor uyarılar yapıyor, kimi zaman Ak Parti’nin aldığı kararları vicdan terazisine koyuyordu.

Artık bunları yapamayacak.

Yazı yazmayacak.

Doğru Habertürk Dinçer’in yazılarına son vermedi ama Ankara’daki bazı isimler Dinçer’in Habertürk ile yazı ilişkisinin kesilmesi için elinden geleni yaptı.

Ömer Dinçer de geleni gördü, “madem benim yazılarım bu kadar sıkıntı yaratıyor, yazmayayım o zaman” dedi, yani halden anladı.

İşin hikaye kısmı böyle.

Ama bize gösterdikleri hikayeden çok daha önemli.

Ankara’da bazı güç noktalarında “tahammülsüzlüğün” nerelere ulaştığını göstermesi açısından çarpıcı.

İfade özgürlüğü konusunda çağı nasıl geriye doğru atladığımızı ortaya koyması nedeniyle can sıkıcı

Bugün merkezdeki gazetelerin ve televizyonların iktidar karşısındaki çaresizliğini ortaya koyması açısından kaygı verici

Basın özgürlüğünün ruhuna fatiha okuyanların haklılığını ortaya koyması açısındansa çok ama çok öğretici. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.