Hayvanları sömürme pratiklerimizi meşrulaştırmak için genellikle biz insanların daha akıllı varlıklar olduğu, dolayısıyla hayvanların bizim emrimize sunuldukları görüşü öne sürülür.

İngiliz hukukçu ve faydacı felsefeci Jeremy Bentham (1748-1832) bu görüşe karşı insanca muamele ilkesini savunuyordu. Bentham’a göre hayvanların sözümona akıl sahibi olmamaları ya da bizimkine benzer bir dil kullanarak iletişim kurmamaları bize onlara eşya muamelesi yapma hakkını vermez. Düşünün bir kere, beyni hasar görmüş, iletişim kuramayan bir insan veya zihinsel engelli bir çocuk eşya muamelesi görmeyi hak eder mi? Onu bilimsel deneylerde, eğlence amaçlı gösterilerde veya av partilerinde kullanabilir miyiz? Konuyu Bentham’dan bir alıntıyla daha da netleştirelim: “Yetişkin bir at ya da köpek, ussal kapasitesi ve iletişim yetileri bakımından, bir günlük, bir haftalık, hatta bir aylık bir bebekle kıyaslanamayacak kadar gelişmiştir. Kaldı ki öyle olmadığını farz edelim, bunun ne önemi olurdu? Asıl soru, ‘Akıl yürütebiliyorlar mı?’ ya da ‘Konuşabiliyorlar mı?’ değil, 'Acı çekebiliyorlar mı?’ sorusudur.”

Bu noktada “eşit gözetilme ilkesi” ve “türcülük” kavramlarını biraz irdelememiz gerekiyor. Yukarıda belirttiğim gibi hayvanları bizden önemsiz kıldığını düşündüğümüz birçok nitelik, engelleri olan bazı insanlarda da mevcut. Elimizde bu bilgi varken hâlâ insanların hayvanlara göre öncelikli olduğunu ve onlara eşya muamelesi yapma hakkımızın olduğunu savunuyorsanız, kusura bakmayın, siz bir türcüsünüz. Nasıl ki bir grup insanın diğerlerinin kölesi olabileceğini savunmak ırkçılık, kadınların eşlerinin malı olduğunu savunmak cinsiyetçilikse, hayvanların bizim malımız olduğunu savunmak da türcülük oluyor.

Avustralyalı felsefeci Peter Singer “Hayvan Özgürleşmesi” adlı eserinde türcülüğü reddeder ve eşit gözetilme ilkesinin hissetme yetisine sahip bütün hayvanlara uygulanması gerektiğini, bunun sonucunda da hayvanların “eşya olarak muamele görmeme hakkı” olarak tabir edilen temel bir hakka sahip olduğunu öne sürer.

Önde gelen hayvan hakları kuramcılarından Gary L. Francione ve Amerikalı felsefeci Tom Regan ise bu görüşleri biraz daha ileriye götürür ve hayvan sömürüsünü kurallara bağlamak yerine tamamen ortadan kaldırmamız gerektiğini savunurlar. Francione’ye göre “Hayvanlar insanların malı olduğu sürece hayvanların acısını azaltmaya yönelik hukuksal düzenlemeler bir anlam ifade etmeyecektir çünkü mal sahibinin çıkarları her zaman malının çıkarlarından öncelikli olacak ve bu gibi durumlarda hayvanların payına yine zulüm düşecektir. Nasıl ki kölelik sorunu kölelerin durumlarını düzelterek çözülemediyse hayvanların kurtuluşu da ancak hayvanların mal statüsüne son verilmesi ile mümkündür.”

Ben ahlaki gerekçelerle hayvan sömürüsünün ortadan kaldırılacağına inanmıyorum; lakin öyle bir gün gelecek ki başta hayvancılık olmak üzere, yaptığımız hayvan katliamlarının doğa üzerindeki zararları sürdürülebilir olmaktan çıkacak ve işte o zaman hayvanlar bizzat devletler eliyle, kanunlar aracılığıyla koruma altına alacak, fakat yine ucu kendi çıkarlarımıza dokunduğu için, vicdanımızı rahatsız ettiği için değil. Ne diyelim? Kahrolsun türcülük!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Larissa 2018-03-20 13:16:05

Her zamanki gibi yine çok güzel bir yazı kaleme almışsınız. Hayvanların sizin gibi insanlara çok ihtiyacı var, tabii ki biz insanların da.