Geçtiğimiz günlerde 82 yaşındaki bir sapığın boş arazide bir sokak köpeğine boğazına kemer geçirmek suretiyle tecavüz ettiği görüntüleri içeren video kaydıyla sarsıldık. HAYTAP tarafından yayınlanan görüntüleri izleyenler günlerce kendine gelemedi. Kanımızı donduran bu olay sonrası kamuoyunda oluşan infial sonucuyaşlı sapıkgözaltına alındı. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre, olayın şüphelisi hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektiren Türk Ceza Kanunu’nun 225/1 maddesi gereğince soruşturma açılmış, bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığınca sevk edildiği Gebze Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince ev hapsi kararı aldırılmış, bununla birlikte hastanede psikolojik tedavi ve muayene olmak şartı getirilmiştir. Ayrıca, şüpheli hakkında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14/j maddesinde belirtilen eyleminden dolayı gerekli idari müeyyidenin uygulanması yoluna da gidilmiştir. Olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma en kısa zamanda tamamlanarak şüpheli hakkında atılı suçtan dolayı Gebze Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılacaktır.

Bu olay üzerine 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik konusu tekrar kamuoyunun gündemine oturdu. Adalet Bakanlığının hazırladığı taslak ilk anda hayvan hakları savunucuları tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. Evet, hayvana karşı işlenen şiddet ve tecavüz eylemleri Kabahatler Kanunu kapsamından çıkıp Ceza Kanunu kapsamına giriyor; evet, bazı idari para cezalarında ciddi oranda artış var. Peki bu yeterli mi? Dilerseniz Adalet Bakanlığının ve HAYTAP’ın kanun taslaklarına karşılaştırmalı olarak bir göz atalım.

Hayvan sahiplenecek kişilerin belli eğitim programlarına tabi tutulması ve sertifika alma zorunluluğu bu tasarıda yok. Bunun yanında, bizler pet shop’larda hayvan satışının tamamen yasaklanmasını istiyoruz, oysa Adalet Bakanlığının taslağında pet shop’larda satılığa çıkarılan hayvanların barındırılma koşullarının sağlık ve temizlik şartlarına uygun olmaması durumunda verilen idari para cezası artırılıyor sadece.

Yine, Adalet Bakanlığının hazırladığı taslakta, radyo ve televizyonlarda hayvanların korunması ve refahı amacıyla yayınlanması gereken eğitici programların yayınlanmaması durumunda öngörülen idari cezalarda bir artış yok. Mevcut para cezaları ise televizyon kanalları için reklam gelirleriyle rahatlıkla kapatabilecekleri çok komik meblağlar, dolayısıyla bu cezaların hiçbir caydırıcılığı yok.

Bunun dışında, herhangi bir trafik kazası durumunda çarptığı hayvanı veterinere götürmeyen sürücü için sadece 1.500 TL idari para cezası öngörülmekte. Bilinçli olarak hayvanların üstüne arabasını süren sürücülerin video kayıtları sosyal medyada sık sık dolaşırken bu durum niye Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmiyor? Veya maddi durumu iyi olan bir kişi için bu para cezası ne kadar caydırıcı? Biz HAYTAP olarak bu durumda sürücünün ehliyetine bir yıl süreyle el konulması ve trafik cezasının kayıtlarına işlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Adalet Bakanlığının taslağının olumlu bir yanı, hayvan dövüştüren şahıslar için hapis cezası öngörülmesi. Burada aklımıza takılan bir soru, bu yasağın folklorik amaçlı geleneksel gösterileri de içerip içermediği, zira 5199 sayılı Kanun bu tür hayvan dövüşlerine maalesef izin veriyor. Buna ek olarak bir talebimiz de 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na hayvan dövüş sitelerini yasaklayan bir hükmün konulması. Köpek dövüş sitelerinin tıklanma oranlarını görseniz gözlerinize inanamazsınız!

Bizim için en kritik noktalardan biri 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun itlaf hükmünün 5199 sayılı Kanun’la kalkması. Zabıtanın ve veteriner işleri müdürlüklerinin en fazla kullandığı yöntem “Kuduz şüphesi(!) görüldü.” bahanesiyle sokak hayvanlarını toplu olarak zehirlemek veya itlaf etmektir ki bu durum kamuoyu vicdanını ciddi şekilde yaralamaktadır.

Yine, hayvanların çiplenme zorunluluğu Adalet Bakanlığının taslağında yer almayan çok önemli hususlardan biridir. Hayvanlara çipleme yapılmaması durumunda, terk edilen hayvanların sahiplerine, belediyelerce katledilen hayvanlardan sorumlu belediye görevlilerine herhangi bir yaptırım uygulamak çok zordur. Hayvanların hangi şahsın üzerinde veya hangi belediyede kayıtlı olduğu muhakkak bilinmelidir. Aynı şekilde, hayvanlarının bakımını ihmal eden veya onlara ızdırap çektirecek şekilde muamele eden hayvan sahiplerinin hayvan sahiplenmesi yasaklanmalı, bu konuların takibi resen savcılık tarafından yapılmalıdır; bu da taslaktaki bir diğer eksiklik.

Sokak hayvanı sorununun en temel sebebi yurt dışından yapılan evcil hayvan ithalatıdır. İnsanlar barınaklardan ve sokaklardan hayvan sahiplenmeye teşvik edilmeli, evcil hayvan ithalatı bir müddet yasaklanmalıdır. Kısırlaştırma sokak hayvanı sorunuyla baş etmede yetersiz kaldığı gibi, maddi olarak belediyelere büyük bir külfet getirmektedir. Kısırlaştırma olmazsa olmazımızdır fakat tek başına sahipsiz hayvan sorunuyla baş etmede yeterli değildir; ithalatın bir müddet yasaklanması bu sorunun çözümünde çok önemli bir kilometre taşı olacaktır.

Tabii ki hayvan hakları mücadelesi sadece sokak hayvanlarıyla sınırlı değil. Hayvanlar için bir hapishaneden farkı olmayan hayvanat bahçelerinin yenilerinin açılmasının önüne geçilmelidir. Çocuklara hayvan sevgisi aşılama kisvesi altında işletilen bu hayvanat bahçelerini ziyaret eden her bilinçli çocuk burayı ağlayarak ve üzülerek terk etmektedir. Yaşam alanından koparılıp insan vicdanıyla bağdaşmayan koşullarda barındırılan bu hayvanlarla çocuklara ne hayvan ne doğa sevgisi aşılanabilir.

Aynı şekilde hayvanlar içinbir işkencehaneden ibaret olan kara ve su sirkleri ile yunus parklarının kurulması ve işletilmesi kesinlikle yasaklanmalıdır. Doğasıyla hiçbir şekilde bağdaşmayan akrobatik hareketler yapmaya mecbur edilen, açlıkla ve dayakla terbiye edilen bu hayvanlar genellikle doğal yaşam sürelerinden çok daha önce acı içinde hayatını kaybetmektedir.

Görüldüğü gibi bizlerin hayalini kurduğu Hayvan Hakları Kanunu çok daha kapsamlı ve detaylı. Geçtiğimiz dönem Çevre Komisyonundan çıkan ve kadük olan Hayvan Hakları Kanunu eksikleri olmakla birlikte bu konuda beklentilerimizi büyük ölçüde karşılıyordu. Dileriz ki Adalet Bakanlığının hazırladığı taslak da detaylandırılarak karşımıza gelir.

Umudu yükseltmek adına güzel haberlerle bitirelim yazımızı. AK PARTİ’den Mehmet Ali Cevheri; CHP’den Murat Emir, Murat Bakan, Gülay Yedekci, Didem Engin ve Akif Ekici;HDP’den Filiz Kerestecioğlu ve Dirayet Taşdemir; MHP’den Erkan Haberal ve Arzu Erdem Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik içeren kanun tekliflerini Meclise sundular. Kendilerine hayvan hakları konusundaki duyarlılıkları için çok teşekkür ediyoruz.

İkinci güzel haber, Türkiye’de ilk kez bir üniversitede hayvan hukuku dersinin okutulmaya başlanması. Geçtiğimiz hafta MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesinde başlayan dersin hocası HAYTAP Başkanı Avukat Ahmet Kemal Şenpolat. Geçen hafta derse bakımevinden sahiplendiği köpeği Minik’le giren Şenpolat, önümüzdeki haftalarda derse keçi ve sıpa getirmeyi planlıyor.

İnanıyorum, canlarımızı koruyan bir yasa en yakın zamanda çıkacak ve onların haklarını güçlü bir şekilde savunacak çok kaliteli hukukçular yetişecek. Umutluyum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.